Zenginlik mi Ölümsüzlük mü?

Twitter’ı baya aktif kullanıyorum. Oradan beslendiğimi ve düşüncelerimi orada dondurduğumu ara ara dönüp baktığımı veya bazı başka düşüncelerin üzerine düşünceler inşa ettiğimi söylemem gerekiyor. Bir tanıdığımın twitterdaki bir tweeti üzerine düşünmem ile başlayan bir tweet silsilesi sonucunda aşağıdaki tweeti atmam ile blogumda bu konu ile ilgili bir yazı olmalı diye düşündüm.

Evet yukarıdaki tweet threadinde Tolstoydan bahsediyorduk. Bu konuya örnek Van Gogh da olabilir veya günümüz yazarları da. Günümüz yazarları hususunda biraz bahsetmek gerekirse, örneğin bir kitap yazdığınız ve maddi olarak o kitaptan kazancınız %10 – %15 aralıklarında oluyor genelde. Yani 30 TL’ye alınan kocaman bir kitapta o kitabı kocaman bir zamanda yazan yazar sadece 3 TL gibi bir rakam kazanıyor. Bu çok acıklı bir durum aslında ve insanları kitap yazmadan uzaklaştıran bir durum ama sistem bu şekilde oturmuş ne yazık ki.

Gelelim ana konuya, Tolstoy zamanında devleti yöneten kişi kimdi? Ya da Rusya’nın en zengin insanı kimdi? Hatırlıyor musunuz? Aynı soru Van Gogh için de geçerli. Van Gogh zamanında dünyanın en zengin insanları kimlerdi acaba? Hatırlıyor musunuz?

Benim cevabım kocaman bir hayır. Ama Tolstoy’u veya Van Gogh’u hepimiz biliyoruz.

Bu yazıda aslında kendimin de bir süredir sorguladığı bir durumu yazarak düşünüyorum. Çünkü benim de bir kitap projem var ve yukarıda bahsettiğim kazancın düşük olması nedeninden dolayı bir türlü zaman ayırmıyorum. İçimden gelmiyor çünkü emeğimin karşılığını alamayacakmış gibi hissediyorum. Bu yüzden de kitap ilerlemiyor. Bu nokta da bize şunu gösteriyor. Kısıtlı zaman kaynağına sahip olduğumuz için en çok para getiren konu neyse ona odaklanarak yaşam standartlarımızı yükseltme işine odaklanıyoruz.

Kitap yazmak veya sanatsal bir eser yaratmaktaki amaç ne olmalı? Ya da olayı daha da genişletelim ve hayattaki amaç ne olmalı diyelim…

Ben mesela bir yandan iyi bir hayatım ve yaşam standartlarım olsun isterken bir yandan da insanların hayatlarına dokunmak istiyorum.

Kitap yazarak insanların hayatlarına dokunabileceğimi biliyorum fakat bu noktada kitap yazarak kendime iyi bir hayat standartları sunamayacağımı biliyorum.

Zengin kişi kendi hayatına dokunmuş ve çok kaliteli bir hayat yaşarken, öldükten sonra pek de hatırlanmayacak büyük çoğunlukla. Ama Kitaplar bırakmış Tolstoy gibi insanlar ise her zaman hatırlanacaklar. İşte bu nokta da aslında bu dünyaya geldik güzel yaşayalım standartlarımız çok yüksek olsun mu demek gerekiyor. Yoksa insanlığa bir faydamız olsun mu demek gerekiyor. Kocaman bir soru işareti kafamda…

İkisi aynı anda olamaz mı? Acaba hani kendimi mi blokluyorum sadece biri olabilir diyerek onu da bilemiyorum ama genel olarak baktığımızda ikisinden biri oluyor genelde. Çok nadir durumlarda ikisi aynı anda yer alıyor.

Peki NŞA’da ikisinden birini seçmek gerektiğini düşünürsek,

Çoğu kişi kaliteli bir yaşam ve hayat standartlarının yüksek olmasını seçer değil mi? Yani bir nevi zenginliği. Hatta şunu bile diyebiliriz dimi öldükten sonra beni hatırlasalar benim ne işime yarayacak ki bu.

Aslında olay sanıyorum dünyaya bencil bakmak veya bütüncül bakmakla alakalı sanıyorum. Tıpkı benim şu an bu yazıları sizlerle paylaşmam gibi. Paylaşıyorum çünkü size bir katkı sağlar mı, farklı bir açı katar mı yani sizle bir etkileşim arayışı içindeyim.

Neden böyle bir arayış içindeyim acaba? Sanıyorum bu soru önemli bir nokta. Ya da neden bazı insanlar bu arayışın içinde değiller.

Eğer bu soruya bir cevap bulabilirsem, sanıyorum amacıma dair daha iyi bir yaklaşım elde edeceğim.

Keza bir başka soru daha, Tolstoy neden kitap yazdı, Van Gogh neden o eserleri yarattı acaba? Ancak bu sorunun cevabı onlardan gelebilir. Diğer tüm cevaplar sadece tahminden ibaret.

İlk aklıma gelen tahminim: Kendini ifade etmek istemek

Keza benim yukarıdaki sorumda da bunu cevap olarak söyleyebilirim. Kendimi ifade etmek istemek. Belki de kendi olmak.

Peki kendi olmak veya kendini ifade etmek için ne gerekir?

Kendini Bilmek

Kendini Bilmek için ise çok ciddi uğraşılar gerekiyor. İşte bu noktada işler karışıyor.

Kısaca bakarsak, kendini bildiler/buldular ve kendilerini ifade etmeye başladılar. Bu ifadeler bir kitapta bir sanat eserinde yer aldı. Fakat neden bu ifade etme isteği bazı insanlarda bu kadar ağır basarken bazı insanlarda azdı… neden acaba?

Sanıyorum bu konu teknik bir konu ve bu konuyu bir psikolog ile görüşmeli. Görüştükten sonra yazıya devam edeceğim.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir