Yazmak ve paylaşmak mı?

Bir çok kez blog açıp kapatmışlığım var. Çeşitli yazılarım mevcut. Üniversite yıllarından beri karalayan not alan biriyim. Ama iş paylaşmaya gelince bilemiyorum hep bir şeyler beni bir adım geriye itekliyor. Paylaşsam mı paylaşmasam mı hep bir soru işareti oluyor kafamda… İşte bunların nedenleri üzerine bir yazı yazayım dedim bugün.

Yazmak ne demek? Kafamızın içindeki düşüncelerin fotoğraflarını çekme yöntemlerinden biri değil midir yazmak aslında? Okumak da keza bir başkasının kafasındaki düşüncelerin çekilmiş fotoğraflarını gözlemlemek değil mi? Sanki elinize bir fotoğraf albümü almışsınız gibi, sayfa sayfa fotoğraflara bakarsınız…

Yazmanın ve okumanın başkalarının kafalarının içine girme veya başkasını sizin kafanızın içine girmesini sağlatmanın ana eylemleri olduğunu hiç düşündünüz mü? Kafanızın içindeki boş oda da oluşan formları anlatmanın bir yöntemi. Tabi diğer yöntemleri de mevcut; resim, müzik, heykel, inşaat, mühendislik, tasarım vs vs.

Peki yazmayı az buçuk tanımladık. Her şey bu nokta da yani yazı/üretilen meta ortaya çıktığından başlıyor problem. Diğer beyinler/kafalar/insanlar ile paylaşmalı mı paylaşmamalı mı? Elinizde birşeyler var güzel veya çirkin onlara göstermek veya onlara kafanızın o kısmını açmak istiyor musunuz? Asıl soru bu?

İşte hep bu noktada bloglarımda yazılarımda hep şu oldu,

  • Ya napacaklar ki yazılarımı,
  • Ya biri benim yazımı / düşüncelerimi alır da kendi yazısı gibi paylaşırsa
  • Dur biraz daha geliştireyim şunu, şu an bu ham halde
  • Olası eleştri olursa uğraşmak istemiyorum fikriyatı
  • Ne gerek var şimdi paylaşmaya tembelliği
  • Paylaşsam ne yazar… paylaşmasam ne yazar mantığı
  • Neden yazılarımı paylaşmalıyım? sorusuna tam bir cevap bulamamak.

gibi gibi bir çok şey var ve liste uzar gider böyle. Bir kaç yıl düşündüm üzerinde bu konunun ve tekrar eden süreçlerden geçtim. Paylaşmalıyım yok ya ne gerek var, paylaşmalıyım amannn sonra paylaşırım diye diye…

Baktım gördüm ki aslında tek olan durum paylaştıkça oluşacak sinerjiden halbuki bana doğru gelecek olan bir enerji olacakken ondan mahrum kaldığımı ve aynı zamanda da zamanın geçtiğini / tükenmekte olduğunu gözlemledim.

Düşünsenize yukarıda bahsettiğim paylaş/paylaşma kısır döngüsü 3 yıl kadar sürdü. Halbuki ilk zamanlarda o kısır döngüyü kırıp her hafta bir şey paylaşacağım deseydim. Şu an elimde 150 girdili bir blog olacak ve aynı zamanda kendime dair bir çok gelişme sağlayacaktım. Lakin yazılarım düzenli bir paylaşım olmadığından dolayı 150 değil sadece 50 civarında… pek de iyi durumda değil açıkcası.

Son tahlilde mevcut durumu incelersek, neden paylaşmalıyız yazdıklarımız:

  • Zihin dünyamızdan çıkanlar başka bir zihne kapı olarak onlarda daha farklı odalara girmelerini sağlayabilir…
  • Paylaşmak ve etkileşime girebilmek mevcut enerjimizi etkiler ve bu etki bizi gelişimde bir üst basamağa çıkartma adına iyi bir rol oynayabilir.
  • Fikirlerimizin evet çalınma riski var. Fakat bu hayatın standart yaşam ve ölüm riski gibi bir şey. Bundan sürekli sakınarak ilerleme sağlayamayız ki.
  • Düşünsenize beyniniz inanılmaz bir mekan orada hiç misafir ağırlamak istemez misiniz? Ben şahsen böyle düşününce çok misafirim olsun ama onlar da kendi mekanlarında beni ağırlasın veya mekanıma yeni antika/orijinal eserler getirsin istiyorum… Eğer paylaşmazsak bu fırsatlardan kopuyoruz değil mi?
  • Belki de sizin zihin odanızda yarattığınız eserler başka birinin mekanının baş köşesine yerleştirilecek hiç böyle düşündünüz mü?
  • Bütünün faydasına (Bütünün faydası da ne demek diyebilirsiniz o da ayrı bir yazı konusu mesela) çalıştığınız hissiyatı vermez mi paylaşmak size?

Liste düşündükçe uzar gider. Sanıyorum çok da paylaşmaktan korkmamak/çekinmemek gerekiyor gibi geliyor bana. Ama gene de bir yanım hep temkinde onu anlamasam da onla beraber paylaşmayı öğrenmek gerekiyor sanıyorum.

p.s. Beyin – zihin – kafa vb. kavramlar karışık olarak kullanıldı bu da bu yazının eksik yanı olsun… Ayrıca zaten bu kavramlara dair de ayrıca bir yazı yazmakda da fayda var.

Şimdilik bu kadar, kitap yazmaya dönmem lazım. Buradaki post burada bitiyor…

Can

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir