Ne-gerek

2020 yılında, Ankara’da iken, iş ortamında sürekli oturduğumuz için bazı zamanlar herşeyi bırakıp şöyle Teknokent bahçesinde yürüyüşe çıkardık. İşte o yürüyüşlerden birinde yaptığımız konuşmalardan bir kesit sunacağım sizlere bu yazıda…

3-4 arkadaş gene ayaklarımızı açmak için çıktığımız yürüyüşte, bir kaç gün öncesinde okuduğum bir haberi konu olarak açtım. Ubuntu İşletim sistemini biliyorsunuzdur. Bu işletim sistemi telefonlar için de kullanıma açılmıştı o zaman.

Ben de tabi merak ve heyecanla eski telefonuma yükeleyeceğim, bakacağım nasıl acaba falan diye konuşmaya başladım. Hoş daha sonrasında öğrenecektim ki elimdeki telefona yüklenemiyor, neyse.

Ben bunu söylediğimde, 30’lu yaşların sonlarında 1 çocuk sahibi, evli tanıdığım dedi ki

“Ne gerek var?”

Daha sonrasında gene 30’lu yaşların sonlarında olup evli olmayan bir diğer iş arkadaşımız ise şöyle cevap verdi, Ne-gerek diyen arkadaşımıza karşı:

“Abi, sende Ne-gerek hastalığı başlamış.”

Devamında ekledi, Anneannesi veya babaannesinin sürekli hayata bu şekilde baktığını ve ne-gerek diye çok söylendiğinden bahsetti. O da bu söylemi (aslında söylem de değil bu hayata bakış açısı) ne-gerek hastalığı olarak tanımlamıştı.

Kısaca güzel bir sohbet oldu benim açımdan o zaman ve çok güzel bir kazanımdı bu. Daha derinlemesine bakar isek;

Aslında 2 kelime sadece “ne gerek” ama düşününce altında bir mindset yatmaktadır. Bu yeniliğe kapalılıktan, meraktan uzak olmaya kadar belli ölçülerde konuları içermektedir.

ne gerek, eğer ki neden bu bize gerekli kavramında soruluyor ise güzel bir yaklaşım ve gerekli olup olmadığına dair güzel bir sorgulamadır. Ama genel kullanımına bakar isek sanıyorum bu şekilde değil.

ne gerek, daha çok neyimize gerek, aman boşver, boş boş uğraşma manasına gelebilir ve halbuki bazı zamanlar boş olarak gözüken şeylerden bir şey çıkma ihtimalini öldürebilir bu düşünce.

Hayat çok değişik, beklenmedik, umulmadık yerlerden çok farklı ve güzel şeylerin çıktığını bir çok kez gördüğüm için, sanıyorum bu ne-gerek bende hiç yok.

Bir yandan da hayatın belli bir zamanı sonrası oluşan bir hastalık olduğuna da vurgu var orada. Çünkü bu hayata dair bir bıkkınlığı olan insanlarda daha çok olduğu bir gerçek sanıyorum.

Kısaca şimdilik şöyle diyelim,

Hayatımızda hiç ne-gerek demeyeceğimiz ve bu hastalığa tutulmayacağımız günler yaşamamız dileğiyle,

hep merak ve heyecanla kalmamız dileğiyle,

Can

Yayım tarihi
Düşünceler olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir