Hayatımdan Sıçramalar

Yıl 2007 40 bin nüfuslu bir yerden geldim İTÜ’ye. benim memleket çok homojen, aydın, kaliteli insanların olduğu bir yer orada ve o zamanda doğduğum için çok şanslıyım. Neyse Vadi yurtları vardır İTÜ’de orada yavaş yavaş insanlarla tanışıyorum. Bizim böyle bir ekip oluşmaya başladı.

Akşamları alıyoruz çayımızı yemekten sonra gidiyoruz boş bir etüd salonuna, başlıyor bizim konuşmalar. Ama gece 3’e 4’e kadar sürdüğü oluyordu. Bir arkadaş Adanalı, bir diğeri Niğdeli, bir başkası Konyalı, bir diğer sanıyorum Erzurumluydu. Böyle Anadolu’nun çeşitli şehirlerinden gelmiş 18 19 yaşlarında gençler. Acayip günlerdi. Çok güzel tartışmalarımız oluyordu. Hala özlüyorum o günleri.

Konuştuğumuz konular genelde memleket meseleleri oluyordu. Farklı farklı ortamlardan gelince insanlar hassasiyetleri, bakış açıları ve dikkat kesildikleri noktalar haliyle farklı farklı oluyordu. İşte bu benim çok hoşuma gidiyordu. Bir nevi beyin jimnastiği gibi oluyordu bana.

Atatürkçü, Türk İslam sentezcisi, Ümmetçi, Türkçü, Kürtçü, Liberal, Batıcı çeşit çeşit telden insanlar oluyordu bu sohbetlerde. Hararetli hararetli tartışıyorduk. Bazen birbirimize çok kızdığımız da oluyordu. Bazen anlaşamıyorduk ama yemeklerde falan birbirimizi gördük mü selamı kesmez, yanına oturmayı falan kesmezdik. Çünkü bilirdik ki hem gönül almayı hem de bu ülkenin hepimizin vatanı olduğunu. (Şimdilerde nedense ciddi bir ayrışım ve ötekileştirme var. Bunları hayretle izliyorum. İnsanlar tartışma kültüründen çok uzaklar)

Hayatımda birinci sıçramayı işte burası yaptı bana. Şunu düşündürdü: Senden ve senin bulunduğun çevreden farklı insanlar da var bu ülke de ve Türkiye algını gözden geçir. Onları da düşün dedirtti.

Hayatımdaki ikinci sıçrama ise, Yıl 2008 Tubitak Feza Gürsey Enstitüsünde bir Fizik Kursuna katıldım. Çok değerli MIT’de hocalık yapmış muhteşem bir hoca ders verecek onu öğrendim ve başvurdum. 100 öğrenci alacakmış. Ben de danışman hocamdan referans aldım falan filan baya güzelce başvurumu yaptım kabul edildim. Üniversite Hazırlık yeni bittiği için ve daha Fizik 1 dersini almadığım için katılma hakkım var idi. Yani Liseler ve Üniversite hazırlık öğrencileri içindi bu kurs. Kursu başarı ile tamamlayanlar Fizik 1 dersinden muaf oluyorlardı.

Kurs başladı. Öğrenciler geldi oturduk hoca anlatıyor falan herşey çok güzel. Ama öğrenci portföyü çok acayip. 100 kişinin içinde Anadolu’dan bizim gibi olan sadece 5-6 kişi diğerlerinin hepsi İstanbul’lu. Robert Koleji, Galatasaray Lisesi, Üsküdar Amerikan, Cağaloğlu, Beyoğlu vs. vs. Liselerden. Teneffüsler oluyor konuşmaları dinliyorum. Çocuklar çok farklı alemlerde yaşıyor. İnanılmaz bilgilere sahipler.

İşte bu noktada, kendimi düşündüm ve vay be dedim. Biz liseyi sanıyorum biraz boş geçirmişiz. Ben de lisede şöyle biriydim, lise hazırlıkda en arka sırada oturan müstemleke miyiz biz niye bunların dilini öğreniyoruz. Bunlar bizim dilimizi öğrensin diyen tarzda biriydim. Lise hazırlığı mesela o şekilde geçirdim. Neyse

O çocukları dinliyordum. Bizle pek konuşmuyorlar zaten 100 kişilik sınıfta teneffüslerde gruplar oluyordu hemen anlaşılabiliyordu. Robertliler bir yerde, Galatasaraylılar bir yerde vs. Anadolu tayfası olarak biz de 3-5 kişi takılıyorduk kenarda.

Tabi sonrasında bu bende inanılmaz bir hırs yaptırdı ve kendimi geliştirmeme ve hayatımda ciddi bir sıçrama yapmama sebep oldu.

Hayatımda üçüncü sıçrama noktası, Yıl 2009, Amerika’ya gidişimdir. Daha önce hiç yurtdışına çıkmadım. Bilmiyorum nasıl bir yer, kültür nasıl. Uçağa binmek üzere Havalimanının kapısından girerken ayaklarımın hafif titrediğini hatırlıyorum. Bir başına 20 yaşında genç napacak oralarda, dil de sadece okulda verilen kadar. Hoş, proficiency’yi çok güzel bir puanla geçerek direk ING 102 dersinden başlamaya hak kazandıydım ama olsun.

Amerika’da dolu dolu bir 4 ay geçirdim. Oradaki o alım gücünü, yaşam refahını, insanların fikri yapılarını gördüm. Demek ki dedim Türkiye Dünya demek değilmiş dedim. Türkiye’nin ne kadar küçük bir ülke olduğunu gözlemledim. Öyle ki bazı insanlar bizim ülkenin yerini bile bilmiyorlardı. İnsanların bazı önyargıları ile karşılaştım. Ermeni bir müşterinin Türk arkadaşın vereceği servisi sırf Türk olması nedeni ile kabul etmemesini de gördüm, Amerikalı çok yardım sever insanların benle çok güzel iletişim kurmasını da.

Daha sonrasında her okul hayatım boyunca her yıl yurtdışına gittim. Rusya, Çek Cumhuriyeti, Avusturya, İsviçre, Avustralya vs. Her birinde farklı farklı veriler topluyordum dünyaya dair ve dünya algım daha da değişmiş bir şekilde eve dönüyordum. İnanılmaz güzel bir hissiyat oluyordu bu.

İlk sıçrama noktamda Türkiye algım değişmişti. İkinci Sıçrama noktamda kendim ve geleceğime dair algım değişti. Üçüncüsünde ise Dünyaya dair veriler toplayıp dünyayı değerlendirmeye başlamıştım. Eğer hayatımda bu sıçrama noktaları olmasaydı, bugünki ben kesinlikle bu şekilde olmazdı. Daha başka sıçrama noktaları da vardır tabiki ama şimdilik ilk bakışta böyle bunlar geliyor aklıma.

Kısacası hayatınızda sizi zorlayan yollar, farklı olan yollar size sıçrama katacak. Zor olan yollar, korktuğunuz yollar sizi bir üst seviyede bir yerlere çıkartacak. Oralara gitmekte tereddüt etmeyiniz. Zorlayınız şartları.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Can

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir