Boiler Room Filmi ve Borsa

Bazen kendime şöyle güzel bir film bulayım ve izleyeyim diye özel zamanlar yaratırım. Ayda 2-3 kez. İşte o zamanlardan birinde izledim bu filmi.

Film “The Wolf of Wall Street” filmine de benziyor bazı yönleri ile, ya da o film bu filme mi benziyor demeli çünkü bu film daha eski bir film.

İkisinin de ortak noktası, Borsa ekosistemi ve Borsacıların yaşamlarını konu alması ve sistemin nasıl işlediğine dair bilgilerin verilmesi bize.

Düşününce Borsa denen yapı muazzam bir şey olarak algılıyorum ben. IPO (ilk satışa çıkış anı) kavramı bir çok yönden çok güzel. Basitçe göz gezdirirsek konuya, bir şirketiniz var ve onu büyütmek istiyorsunuz ama aynı zamanda elinizde yeterince de para yok. O zaman şu akla geliyor ben küçük çaplı hisselerimi vererek ortaklar alayım. Bu ortaklar belki bir ev hanımı belki bir çiftçi belki bir öğrenci belki bir doktor çeşitli çeşitli şirketinizin sizin gösterdiğiniz yönde ideallerine vizyonlarına inanmış insanlar ve al sana para diyorlar. Ben veriyorum büyüt şirketini diyen insanlar. Karşılığında ne istiyorlar, mevcut haldeki A birim pastadan x birim aldıkları payın zamanla pastanın büyümesi ile yani örneğin 2A birim olması ile kendi paylarındaki büyüme veya kardan bir kazanç elde etmeleri gibi beklentileri olaraktan kendi paralarını değerlendirmek istiyorlar.

Sade bir vatandaş olarak bizler açısından bakar isek örneğin, bugün büyük çaplı bir teknoloji şirketi veya bir enerji şirketi sahibi olamayız evet ama ondan bir parça alabiliriz. Bu hem o şirketin gelecek vizyonuna inancımıza dair ve onun önemli bir şirket olacağına dair öngörülerimizin yüksek olduğunu gösteriyor.

Diğer bir yandan şirket açısından bakar isek de ciddi bir kaynak oluşturabilir bu şekilde toplanan paralar ve şirket kendi ölçeklendirmesi adına bunları kullanabilir.

Borsa bir diğer açıdan bakıldığında arz – talep dengesi kavramının yoğun bir şekilde gerçekleştiği yer değil midir? Yani ortamda diyelim Y şirketinin değerlemesi 240 k TL, 80.000 adet payı 1 TL’den (Toplam hisse payının %25’i) IPO’su yapıldı. t süre sonra şirket değeri 480 k TL’ye yükseldi. Mevcut piyasadaki hisse değeri böylelikle 2 katına çıkmış oldu. Yani t süre içerisinde bu hisseye sahip olan çiftçi amca %100 oranında bir getiri sağlamış oldu parasına. t sürenin ne kadar olduğu alternatif yapabileceği yatırım ile kıyaslamalar vs. konuları ayrı bir yazı konusudur. Şimdilik Borsanın ne kadar muazzam bir sistem olduğunu değerlendirmekle ilgili bir yazı bu.

İşte bu noktada neden bu kadar Borsadan bahsettik çünkü başlıkta da ismi geçen film borsacıları konu etmektedir. Borsacı denen meslek grubu gerçekten aslında çok muazzam bir iş yapmaktadırlar.

Çünkü Borsacılar, parasını değerlendirmek isteyen bir grup ile şirketini büyütmek isteyen bir grubu birleştirmek konusunda deneyimlerini sunmaktadırlar. Yani bir ülkenin borsacıları ne kadar sağlam olursa borsa yapısı da o kadar dinamik, güvenli ve işlevsel olacaktır.

Burada keşke ülkemizde de Borsa’ya yeterince güven olsa ve şirketleri daha çok görebilsek orada demekteyim. Ama ne yazık ki ülkemizde Borsa kavramı kendi halkımızca pek oturmuş değildir. Bunun da en önemli sebebi kaliteli Borsa Ajanslarının olmayışıdır bence. Çünkü şu ana kadar kendimi ve çevremi baz alaraktan herhangi bir ajansın teşebbüsü ile karşılaşmadım.

Örneğin tanınmış bir çiftçiyi arayıp, Tüpraş hissesi almak ister miydiniz diye soran bir ajans duymadım hiç. Halbuki bahse konu filmde (spoiler da vermek istemiyorum ama) bir yöneticiyi arayıp şu hisseyi almak ister miydiniz diye soruyorlar? Yani Borsacı dediğimiz kavram aslında sanki Türkiye’de tam oturmamış mı acaba?

Son olarak, Düşünsenize, 10.000 kişi her biri 5.000 TL gibi bir rakamı koyarak bir şirketin hissesini alsa 50.000.000 TL gibi bir para ortaya çıkar. Bununla orta ölçekli bir iş yapılabilir diye düşünüyorum ve bu orta ölçekli işletme, düzgün yönetilirse 10.000 kişinin parasını en azından yerinde saymaktan kurtarır hatta onlara ciddi bir getiri bile sağlayabilir.

Kısacası Borsa gibi mekanizmalar çok önemli sistemlerdir. Bunları bir ülkenin çok iyi değerlendirmesi, entegrasyonunu artırması oldukça önemlidir.

Can

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir